İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Salgın – The new Epidemic

Virüs, bakteri, mantar, parazit, hayvan, temas, 5G, 10G, ultraviole, küresel ısınma, kıtlık, susuzluk, savaş, kapitalizm, sömürü, mobbing, işsizlik, ölüm….

Tüm insanlığa mevcut salgınla mücadelede başarılar diledikten sonra, olayın sosyolojik boyutlarına değinmek istiyorum… Bu arada ben de en ön saflarda mücadele edenlerdenim…

Varoluş yok olmak üzerine kuruludur..

Doğum sonrası hayatın gidişatı, parabolik bir eğri sonrasında ‘X’ ekseninde yok olmaktır. İnsanoğlu, milyonlarca yıl kendini geliştirerek besin zincirin en tepesine yerleşmiş ve gezegendeki her şeyi tüketmeye adeta yemin etmiştir. Yeryüzünde veya uzayda herhangi bir belanın insanoğlunu bulmaması gibi bir olasılık mümkün değildir. 2020 belalı bir yıl değildir, kırılganlığımızı fark ettiğimiz belki de şanslı bir yıldır…

Medeniyet dediğimiz şu noktada; en basit anlamıyla penisilinden sonra antibiyotik bile geliştiremiyoruz. En kapsamlı antibiyotiklerimiz bir salak plazmite bile çare olamayabiliyor. O salak, beyni bile olmayan akılsız mikrobiyom hızla kendini geliştirirken, insanoğlunun %95’i karınca gibi çalışıyor, %5’i diğerlerinin kazandırdıklarını tüketiyor ve bu düzen sadece kendi üretimimiz olan para ve de onun anlamsızlığını gizlemek için uydurduğumuz altın isminde bir madde üzerine kurulu…

Fakat paradan insanlık dışında kimsenin haberi yok ve bu yüzyılda neyin önemli olduğuna insanlığın %5’i karar veriyor.

İşte geldiğimiz nokta tam olarak bu… An itibariyle 8 milyar insan bu dar dünyanın sınırlarını zorlayıp atmosteri patlatmaya çalışırken dandik bir virüsle bile savaşamadığını net bir şekilde anlamış durumda. Aslında şu an Coronavirüs’ten medet umuyoruz… Lütfen artık dur, daha güçlü bir seviyeye gelme, daha maske işini bile çözemedik diyoruz… Kabul etse para bile teklif edeceğiz…

Burada anlamamız gereken şu ki; mesele virüs değil, Coronavirüs hiç değil… En tepedeyiz, her şeyin en üstünde, besin zincirinin en tepesindeyiz ve sadece tüketiyoruz, sadece çöp üretiyoruz.. Bazılarımız uzayda gök taşında maden ararken, gezegende birileri su ve ekmek için kavga ediyorlar.. Ekolojik denge kavramları unutuldu, bilim insanları artık bilim üretmiyorlar ve sağlık ticarethanelerinde birer köle konumundalar. Öncelikler keşif yapmaktan, dolgun maaşlarla daha büyük ev ve daha güçlü araba sahibi olma noktasına geldi..

Özeleştirinin özeti şu; yani bilim insanlarını da çoktandır kaybettik aslında… Ben çoktandır kaybolmuş olan ortama denk geldim, benim hocalarım bile bilim insanı değildi ben büyüdüğümde… Çünkü onlar da %95’e dahil işçilerdi, ellerinden pek bir şey gelemezdi…

sharenator.com

Yukarıdaki piramit bize şunu anlatıyor:

Bilinçsizliğimiz devam ettikte daha çok salgınlar, afetler, açlıklar, kıtlıklar göreceğiz… Şunu anladık ki; geliştik ve artık medeni olduk sanıyoruz. Susuzluktan ölümlerin olduğu bu günlerde Amerika’da kişi başına düşen günlük su tüketimi 4000 (4 bin) litre, yıllık tüketim 355-400 milyar galon arasında.. 2100 yılında ise dünya nüfusunun 12 milyar olacağı düşünülüyor.. Biz daha insanlara su temin edemiyoruz…

depositphotos.com

Medeniyetin gezegenle uyumlu yaşamak olduğunu er yada geç insanoğlu anlayacak, ama ne yazık ki bu yüzyıl değil… Tarihte buna benzer dersler için çok büyük kayıplar gerekti, bu ise insanoğlunun alabileceği en büyük ders…

Doğanın en temel yasaları fakültelerin birinci sınıflarında öğretilir. Yıllar ilerledikçe insanlığın en büyük mirası olan bilimin bu ana öğretileri unutulur, amaç sadece mezun olmaya, para kazanmaya ve çocukları doyurmaya odaklı bir hale gelir. Atom fiziği de yerin dibine batsın olur, her şey unutulur, sadece patronun verdiği görevler yerine getirilir.

Maaş günü beklenir… Para için tüm vakit harcanır, kazanılan parayla hayatta kalınmaya çalışılır.. Doymak için,daha doğrusu ölmemek için 30 gün çalışır ve 1 gün para alır İNSAN.. Su, ekmek, pasta alabilmek için.. Bu döngü ölene kadar tekrarlanır… Tebrikler şahane bir yaşam tarzı… Hangi hayvan bu muhteşem sistemi kurabilirdi ki başka…

Doğa sana su vermek için para istemez, meyve sebze için altın yada döviz istememiştir doğa.. Sadece sunmuştur, çünkü evren böyle işlemeye programlıdır. Doğanın yazılımında hata yoktur. Kullanıcı hatası insan eliyle olur. Doğanın nimetlerini asıl sahibi olan toprak karşılıksız sunarken, bunları sana sadece bir insan başkasına satabilir.

Gezegendeki her şey birbiriyle ilintilidir.

Çünkü termodinamiğin birinci kanunu şudur: Enerji kaybolmaz, sürekli dönüşür.

Evrenin en zeki, kurnaz avcıları olan İNSANlara…

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Mission News Theme Compete Themes tarafından yapılmıştır.